|
John,
Paul, George ve Ringo
Ebeveyni 68 kuşağından olan birçok çocuk gibi, ben de The Beatles
şarkılarına maruz kalarak büyüdüm.
Bildim bileli etrafımda onların plakları çalınır. Bir gün bile
düşünmedim 'Bana ne kardeşim İngiliz'in müziğinden?' diye.
Lisede iki sınıf küçüğüm olan kıza kur yapıp red mi edildim? Takarım
hemen walkman'imi kulağıma, koyarım yakışıklı bir Beatles kaseti,
sigaramdan bir nefes çekip açılırım yatakhane penceresinden ışıl ışıl
görünen Haliç manzarasına doğru.
Zamanla, çoğu Beatles şarkısının bende anısı oldu. Sonra da sırf o
anıları hatırlamak için tekrar tekrar dinledim durdum. Hayatımın 'film
müziğini' hep onlar çaldı yani.
Herhalde bu yüzden, hayata dair teorilerimden birini de onlardan yola
çıkarak kurmuşum, ergenlik yıllarımda.
Bu muhteşem teoriye göre, insanlar dörde ayrılıyor.
John'lar, Paul'ler, George'lar ve Ringo'lar.
1-John'lar:
En klasik anlamıyla, 'lider ruhlu'
insanlar. Sayıları giderek azalıyor. Nerede fırlama, kafası aykırı
çalışan bir adam görsem aklıma hemen John Lennon gelir. Yaşlılar onlara
'dalgacı kerata' der. Yaşıtları onları bazen çok sever, bazen de
yanlarında mahcup olurlar. Bunların sağı solu belli olmaz çünkü. Olmadık
yerde olmadık bir laf edebilirler. Ofislerden ceketini alıp gidenler,
okullarda öğretmenlerle takışanlar genellikle John'lardır.
Yeteneklidirler. Yetenekleri volkan gibi kaynayarak patlayacak yer arar.
Bu yüzden, en sıkı 'loser'lar da hep bu gruptan çıkar. O kadar hesapsız,
o kadar şeffaftırlar ki, kaybeden olmayı da göze almış görünürler. Belki
de dünyamız kıymeti bilinmemiş John'larla doludur. O volkan gibi
kaynayan yetenekleri fışkıracak yer bulamamıştır çünkü. O zaman da içten
içe yanar, yavaş yavaş erirler. Riskli bir iştir John olmak. Çünkü
kanatları o kadar büyüktür ki, ayaklarına dolanır bazen. Yürümelerini
engeller. Meşhur 'Imagine' onların milli marşıdır.
2- Paul'ler
Başarı için yaratılmış tiplerdir. Hem
yetenekli hem de hesapçıdırlar. Aynı anda hem yaratıcı hem de satranç
oyuncusu olabilirler. Bu özellikleri sayesinde sırtları yere gelmez.
Hırsla çalışıp herkesten çok kazananlar, iki güzel sözle bizi ikna
edenler, şeytan tüyü sahipleri, en çalışkan kızı tavlayıp dönem
ödevlerini ona yaptıranlar tabii ki Paul kategorisine girer. Bazen
onlara kızarsınız. Yine de seversiniz ama. Zaten dünya tarihine adını
yazdırmış kişilerin çoğunda az ya da çok Paul'lük vardır. Hatta
'adlarını tarihe yazdırma' konusunda uzmanlaşmış bile sayılırlar.
Allah'ın şanslı kullarıdır onlar. Milli marşları, o muhteşem 'Hey Jude'
şarkısıdır.
3- George'lar
Şu dünyada kıymeti yeterince bilinmemiş
ne kadar yetenek varsa hepsini George başlığı altında toplayabiliriz.
Nedense hep bir şeylerin gölgesinde kalırlar. Bazen en küçük kardeş olur
onlar, fikirleri sorulmaz. Bazen okul takımının sessiz ve istikrarlı
oyuncusudurlar. Bazen de sevilen ama az uğranan bir komşu kılığına
girerler. Üstelik bunu kendileri istemiştir. İçe dönük, gösteriyi
sevmeyen ama işini iyi yapan insanlardır. Bir George'la tanıştığınız an
ona hayatınız boyunca güvenebileceğinizi hissedersiniz. Varlıkları fazla
hissedilmez George'ların. Ama yoklukları hemen hissedilir. Onların da
milli marşı, 'Something' adlı güzelliktir.
4- Ringo'lar
Kendileriyle barışık insanlar. Her
ortama uyum sağlayan, sohbetiyle etrafı eğlendiren, enerji dolu
arkadaşlarımız... Dışarıdan bakınca bir trajedileri ya da bir
derinlikleri yokmuş gibi görünür. Belki de gerçekten yoktur, asla
bilemezsiniz. Onlar öyle güzeldir ama. Onları biz öyle severiz. Bu Ringo
milletinde her durumu tamamlayan, her güzelliğin üstüne kuş konduran
esrarengiz bir şey vardır. Kendi başlarına bir şey ifade etmeseler de
topluluk içinde sağlam bir yerleri olur. O neşeli 'I Wanna Be Your Man'
de onların milli marşıdır işte.
Sonuç
Dediğim gibi, bu bir ergenlik teorisi.
Ergenlikte insanları üçe beşe ayırmaya pek meraklı oluyoruz. Oysa
hepimizin içinde dördünden de parçalar var galiba. Tabii oranlar kişiden
kişiye değişiyor. Bazımızda John ile Ringo yan yana yaşıyor mesela,
bazımızda George ile Paul... Belki de bu yüzden herkes
The Beatles'ın şarkılarında kendinden bir şeyler bulabiliyor
hâlâ. Şarkıları bugün bile Amerika’dan Türkiye'ye, Hindistan'dan
Japonya'ya, gezegenin her yerinde yeniden yorumlanıyor. Demek ki her
yerde John'lar, Paul'ler, George'lar ve Ringo'lar var. Adları farklı da
olsa. |