|
|
||
|
Günümüzde film müziği kavramı artık bir "değerlendirme" olarak yorumlanabilir. Albümü dinleyen müzikseverlerin, filmin temposu ve içeriği hakkında bir fikri oluşuyor ve hoşlarına giderse filmi izliyorlar. Ancak bu süreçte film ile filmin müziklerinden oluşan soundtrack albümleri arasındaki uyumsuzluk ciddi bir uyumsuzluk yaratabiliyor. Çoğunlukla filmde bir notası bile duyulmayan şarkıların popüler müzisyenlerce söylenmesi günümüz popüler soundtrack albümlerinin muhteviyatını oluşturuyor. İngilizce olarak "inspired by the motion picture" ibaresi (Türkçe'ye "filmden esinlenilerek oluşturuldu" olarak çevrilebilir) hemen her soundtrack albümünün kapağında yazsa da, çoğu zaman albümde yer alan müzisyenlerin filmi izlememiş bile olduğu bilinmektedir. İşte şimdi bu tezimi mükemmel biçimde ispatlayacağım bir albüm: I Am Sam film müzikleri.
Albüm filmden esinlenmektense Beatles'ten
esinlenmiş müzisyenlerin son derece iddialı ve ilginç eserlerinden oluşuyor.
Biraz daha açmak gerekirse albümde on yedi tane Beatles klasiğinin farklı
müzisyen ve gruplarca yorumlarını (coverlarını) buluyoruz. Peki böyle bir
proje için neden bir tribute albümü değil de I Am Sam filmi seçilmiş?
Sorunun cevabı Hollywood'un ticari yönünü ortaya sermekte: Film yapımcıları
başlangıçtan beri filmde Beatles şarkıları kullanmak istemişler. Ancak
Beatles grubunun prensipleri icabı hiçbir Beatles parçası bir film müziği
olarak kullanılamıyor. Tek çözüm Beatles'ın parçalarını söyleyecek başka
isimler bulmak. İsimleri bulmak hiç zor olmamış. Nick Cave, Eddie Vedder,
Stereophonics, Black Croves, Ben Harper, Sarah McLachlan, Heather Nova
albümdeki isimlerden bazıları. Bu mükemmel denecek kadronun riskli bir işe
giriştiğini kabul etmek lazım. Beatles gibi dünyanın gelmiş geçmiş en çok
tanınan topluluğunun klasik parçalarını yeniden yorumlamak oldukça zor bir
iş. Bu noktada şarkıları Beatles gibi çalmaya çalışanlar sınıfta kalmış,
kendi yorumlarını yapmaya çalışanlar ise alkışı hak etmiş. |
||
|
|
||
|
Film Hakkında
|
||
|
|
||
| Yedi yaşındaki kızı Lucy ile birlikte yaşayan ve bir kafede çalışan Sam, zeka özürlü bir adamdır. Kızını büyütürken ona yardımcı olan ve çeşitli psikolojik hastalıklarla boğuşsalar da onu asla yalnız bırakmayan arkadaşlarıyla, kendi halinde bir yaşam sürdürmektedir. Ne var ki Lucy’nin zeka gelişimi babasını geçecek ve küçük kız bir sosyal görevlinin girişimleri sonucu başka bir aileye verilecektir. Kızını almak için harekete geçen Sam, takıntılı bir kadın olan avukat Rita Harrison’dan yardım ister. |