Art College


 

 
 

John 1957 yılında sanat okuluna başladı. Okulda herkes onu kabadayı olarak görüyordu. Aslında öyle olmadığı halde öyle davranmaya başlamıştı. Siyah ve dar elbisler giyiniyordu. John şöyle anlatıyor: "Aslında rokçu idim. Sadece kabadayı (Ted) gibi davranıyordum. Hatta gerçek bir Ted'e rastladığımda korkuyor ve panik oluyordum. Yakınımdaki çocukların aileleri onlara kötü örnek olduğumu düşünüyorlardı. Gittikçe kendime olan güvenim artmıştı, Mimi'ye aldırmaz olmuştum. Sık sık evden kaçıyor dilediğim gibi giyiniyor ve uzun müddet geri dönmüyordum. "

"Çalışmayı sevmiyordum. Ressam olmalıydım. Bu, sanat okulundayken son derece makul bir düşünceydi. Kendimi bir anda tabelacı olarak buldum. Derslerim kötüydü ama çalışmak zorunda kalmaktansa okulda kalmayı tercih ediyordum."

Annesi Julia, John ile daha çok vakit geçirmeye başlamıştı. Julia hayatında artık Mimi'den daha fazla yer tutuyordu. Julia John'un yaşamak istediği hayatı onaylar bir tavır sergiliyordu. Aynı dilde konuşuyorlar, aynı kişilerden nefret ediyorlar ve aynı şeyleri seviyorlardı. İşte böyle bir dönemde annesini ani trafik kazası sonucunda kaybetti.

Bir hafta sonu Julia'nın evinde Twitchy (Julia'nın erkek arkadaşı)  ile birlikte onun dönmesini bekliyorlardı. Julia'nın geç kalmasından dolayı epey endişelenmişlerdi. İşte o sırada kapıya bir polis geldi ve kazayı heber verdi.
John Lennon: "Tıpkı filimlerde olduğu gibi önce bana onun oğlu olup olmadığımı sordu. Sonra da acı gerçeği söyledi. İkimiz de bembeyaz olmuştuk. Hayatımda başıma gelmiş en kötü olaydır. O dönem son birkaç yıl Julia ve ben birbirimize çok düşkündük. Kahretsin ! Kahretsin ! Kahretsin ! Kaldırıldığı hastaneye gittik. Giderken yol boyunca taksi şöförüyle durmaksızın konuştum, konuştum, kanuştum, ipe sapa gelmez konularda saçmaladım durdum. Şöför homurdanmaya başlamıştı. Hastanede  ise Julia'yı görmek istememiştim."

Araba Julia'ya tam Mimi teyzenin evinin önünde çarpmıştı. (Caddenin adı: Menlove Avenue). Bu ölüm John'da derin izler bıraktı. Tam annesini tekrar bulmuşken bu kez tümüyle yitirmişti. Hislerini hiç belli etmiyordu. George'un annesi Mrs. Harrison bu acı kazadan birkaç ay önce George, John ve Paul bir arada George'ların evinde müzik çalışırken o sıralarda annesi yeni ölmüş olan Paul ile John arasındaki bir konuşmayı şöyle aktarıyor.
John: "Annen ölmüş olduğu halde nasıl oluyorda burada oturabiliyor ve herşey normalmiş gibi  davranabiliyorsun. Böyle birşey bana olsa kafayı yerim."

Annesi öldüğünde John belki kafayı yememişti ama, hiç dışarı çıkmaz olmuştu. Mrs. Harrison sürekli George'u zorluyor ve gidip arkadaşını görmesini, beraberce yer aldıkları  bir müzik topluluğu olduğunu hatırlatmasını, böyle oturup derin derin düşünmekle bir yere varamayacağını anlatmasını istiyordu. George ise sıranın kendi annesinde olduğu kanısına varmış, tüm dikkatini annesinin sağlığı üzerine toplamıştı.

Julia'nın ölümü John'u okuldaki davranışlarını daha da kötüleştirmişti. Çevresindeki insanların duygularını anlamayan, zalim bir mizaca bürünmüştü. Acısını kız arkadaşlarından çıkarıyordu.

Stuart Sutcliffe ve Cynthia Powell John Lennon'un bu okulda tanıştığı iki önemli kişidir.

 
     
     
Get Back

Bölüm Sonu

Sonraki bölüm

We’re on our way home