Eve Dönüş

 
 

Hamburg’dan geri dönen Silver Beatles elemanları John Lennon, Paul McCartney, George Harrison ve Pete Best idi. Liverpool’ a döndükleri ilk gece 'Gerry And The Pacemakers' ile birlikte bir eve dönüş konseri verdiler. Davulcu Pete Best’in annesinin sahip olduğu Casbah onların zaman zaman çaldıkları kulüplerden biriydi. İşte Neil Aspinall ile burada tanıştılar.


Neil Aspinall

Pete Best’in arkadaşı olan Aspinall 80 pounda eski bir minibüs satın almış Beatles’ı müzik çalacakları yerlere taşımaya başlamıştı. Kısa zamanda onların yol menejeri oldu.



Bob Wooller -  DJ

Bob Wooller: "O Cumartesi DJ’ lik yapacağım yerde Beatles da çalacaktı.(1) Otobüsle birlikte gidiyorduk kulübe. George, elinde Almanya’da kalan Stu. Sutcliff’in yolladığı ve orada Tony Sheridan’a eşilk ederek doldurdukları bir plağın kopyası olduğunu söyledi. Bu onlar için çok önemliydi. Eşlik ederek de olsa bir plak doldurmuş olmaları büyük bir olaydı kendilerince. Bu plağı zorla onun elinden aldım ve nereye gidersem çalacağımı söyledim. Herkese bu plağı mutlaka arayıp bulmalarını söylüyordum.”

Bu plak ‘My Bonnie’ idi. 

Bob Wooller’ın bu reklamı oldukça etkili olmuştu.

Liverpool’da iki önemli plakçı dükkanı vardı. (North End Music Store - NEMS) Bu işletmelerin sahibi Yüzyılın başlarında Polonya’dan Liverpool’a göç etmiş bir musevi  ailesi olan Epstein'lardı. Harry, ve oğulları Clive ve Brian Epstein. Brian özellikle yeni çıkan plaklarla ilgilenirdi.

Tarih 28 Ekim 1961. Siyah deri ceket giymiş Raymond Jones adında bir genç Liverpool Whitechapel’deki NEMS plak dükkana girdiğinde tesadüfen Brian da oradaydı:
Dükkana giren genç benden Beatles adında bir grubun Almanya’ da çıkmış My Bonnie adlı plağını istedi. Bu tür istekleri arayıp bularak yerine getirmek  temel prensibimizdi”.

Nereden gelmiş olursa olsun madem ki bir plak çıkarılmıştı bunu bilmesi gerekiyordu. Ona bu plağı bulacağına dair söz verdi. Masasına şöyle bir not yazdı.

My Bonnie. The Beatles. Pazartesi kontrol edilecek.

Ben, önce bunu bir Alman grubu sanmıştım. Birkaç ajansa telefon ederek böyle bir plağı kimin ithal ettiğini sordum. Kimsenin stoğunda mevcut değildi, hatta ithal bile edilmemişti. Tüm çabama rağmen bir ipucu elde edemedim. İki gün içinde üç kez sorulan bu bilinmeyen plak çok ilgimi çekmişti. Raymond Jones adlı genç bir iki hafta sonra tekrar geldi, bana Beatles’in Liverpool’lu olduğunu hatta büromdan elli metre ötede Cavern (2) adlı bir kulüpte çalıştıklarını söyledi. Doğrusu merak etmiştim. Sonunda gidip onları dinlemeye karar verdim.

 
 

(1)  Bob Wooller Aralık 1960 – Şubat 1962 tarihleri arasında Cavern Club sahnesinde tam 262 kez Beatles’ ı takdim etmiştir. Bob Wooller’ ın bu sayıyı tam olarak aklında tutması hem onlardan ne kadar etkilendiğini hem de ne kadar yoğun çalıştılarını göstermektedir.

(2)  Cavern Club (Mathew Street)  Liverpool’ un merkezindeki en eski ve en önemli canlı müzik kulübüydü. Fakat orada çalınan ve dinlenen müzik türü tam olarak Jazz idi. Daha sonra beat müziği yavaş yavaş ağır basmaya başladı. Özellikle Beatles bu konuda belirleyici olmuştu.

 
 

 

Brian Epstain’ in ilk izlenimi neydi acaba?

Onları çok beğendim. Kendileriyle tanışmadan önce müziklerini beğendim. Bence bu çok önemli. Müzikleri, yepyeni hareket ve hayat doluydu. Dürüst çocuklara benziyorlardı aynı zamanda. Benim gibi birçok kimsenin bu müziği sevebileceğini düşündüm. Büyük, çok büyük olabilmek için gereken ki o her ne ise onlarda vardı. Ya da en azından ben bunu sezebilmiştim.

Brian 9 Kasım 1962 de Cavern’e ilk ziyaretini yaptı.

Cavern’e üye değildim. Tek başına bir genç kulübüne gitmeye de utanıyordum. Beni içeri almamalarından korkuyordum. Mersey Beat’e  bana yardımcı olup olamayacaklarını sordum. Onlar Cavern’e telefon ederek kimin ne için geldiğini haber verdiler.”

İlk ziyareti yemek zamanına rastlamıştı.

Karanlık, basık ve duman içinde bir yerdi. Ses sonuna kadar açıktı, Amerikan melodileri çalıyordu.  Sonunda Beatles sahne aldı. Onları ilk defa görüyordum. Çalarken sigara içiyorlar, yemek yiyiyorlar (3) ve birbirlerine yumruk atıyormuş gibi yapıyorlardı. Seyircilere arkalarını dönüyorlar, insanlara bağırıyor, kendi kişisel espirilerine gülüyorlardı. Fakat ortamda tam olarak büyük bir heycan hakimdi. Kişisel manyetizmalarını yaymaktaydılar. Büyülenmiştim.”

Özellikle John çok etkilemişti. Kimin kim olduğunu bilmiyordu o sıralar. Fakat daha sonraları durumu kavradı. Gözlerini John’dan ayıramaz olmuştu. Düzenli olarak Cavern’e gitmeye başlamıştı. Firması adına yaptığı bu ziyaretlere, utangaçlığını da gizlemek amacıyla  Alistair Taylor (Brian Epstein’ ın dükkandaki yardımcısı.) ile birlikte gitmeye başlamışlardı. Brian’ ın düşüncelerini netleştirmesi biraz zaman aldı.

İlgilenmem gereken tek şey plak satışları olmalıydı, fakat son birkaç haftadır kendimi artan bir sıklıkta Cavern’de buluyordum. Aynı zamanda plak yapıcılarına bir müzik grubu yönetmenin incelikleri konusunda sorular soruyordum. Neler yapmalıydım? Bir grup ile ne tür bir sözleşme yapılmalıydı? Açıkça ortadaydı. Onların menajeri olmak istiyordum.”

Sonunda onları iş konuşmak üzere dükkana çağırdı. Çok ilgilendiler bu teklifle. Öğle yemeğini beraber yediler. Bu sonradan imparatorluk halini alacak bir kuruluş için çok acemice bir başlangıç idi. Fakat Brian Epstein doğuştan iyimser bir insandı. O günlerde pop plakları milyonlar satıyordu. Dünya yeni bir ses için hazır mıydı? İlk toplantı sırasında bundan hiç ümitleri yoktu. Brian Epstein: "Ertesi gün saat dört için sözleşmiştik. Ben o sırada Noel için ısmarlanan plaklarla ilgilendiğimden çok meşguldüm. Çocuklardan üçü geldi fakat Paul görünürde yoktu. En az kırkbeş dakika bekledik. Çok kızmıştım. Sonunda telefonla onu bulmalarını istedim. Daha henüz kalkmış ve banyodaymış. Ben küplere bindim. Böylesine önemli bir iş toplantısına bu kadar gecikmenin çok ayıp olduğunu söylerken George kendine özgü espri anlayışıyla cevap verdi."  “Paul gecikmiş olabilir ama çok temizdir.”

 

 
 


(3)   “Büyük bir olasılıkla Cavern’ i herşeyden çok seviyorduk. Mükemmeldi. O seyirci önünde hiçbir zaman  kendimizden başka biri olmadık. Hiçbir şeyi önceden prova etmiyorduk. Shadows’u taklit eden gruplar gibi değildik. Sadece bizi sevenlere müzik çalıyorduk. Onlar bizi dinleyebilmek uğruna, herhangi bir yerde doğru dürüst bir şeyler yemek yerine, sandöviçlerini alıp oraya geliyorlar, oturup hem birşeyler atıştırıyorlar hem de bizi dinliyorlardı. Biz de aynısını yapıyor, hem çalıyor hem de yiyiyorduk. Tüm olanlardan son derece keyif alıyorduk. Herkes içinden geldiği gibi davranıyordu.” 
(George Harrison)

 

 

 
 

 

İlk Toplantı

Bu ilk toplantıda DJ Bob Wooller da vardı: “Ben orada ne aradığımı kendi kendime sorup duruyordum.(4) Huzursuzdum. Brian Epstein de neden orada olduğumu anlamak istercesine  ikide bir bana bakıyordu. Durumu John farketti. Tanıştırılmamız sırasında John araya girdi.” “Bu da benim babam.”

Beatles’ın geleceği konusunda fikir alışverişleri yapıldı ve bir sonraki Çarşamba yeniden toplanmak için sözleştiler. O Çarşamba Brian kesin bir dille onların yöneticiliğini yapmak istediğini söyledi. Bir sonraki Pazar Pete Best’in evi ve Beatles’in karargahı olan Casbah Klüpte sözleşme imzalanmıştı. Alistair Taylor bu sözleşmede beş ayrı yere tanık olarak imza atmıştı. Fakat Brian imzalamamıştı. Alistair Taylor: “Bu benim için çok aptalca bir hataydı. Brian’ın isminin yanına kendi adımı şahit olarak yazarak imzalamıştım. Çok aptalcaydı.” Brian sözleşmeyi asla imzalamadı: “Ne yapacağımı belirterek bir söz vermiştim. Bu benim için yeterlidir. İmza atmadığım için de kimse endişe duymamıştır.”

İmzalamış veya imzalamamıştı ama hemen harekete geçmişti. Kardeşi Clive Epstein: “Hemen faaliyete başladık. İlk işimiz ününü çevreye yaymak çalışmaları oldu. Sonra daha sık konserler vermelerini sağladık. Beatles az da olsa bilinen bir grup olmuştu artık.”

Artık daha düzenli bir çalışma şekline kavuşmuşlardı. Brian ne zaman ve nerede çalacaklarını bildiren programlar hazırlıyor, bunlar itinalı bir şekilde daktilo ediliyor ve ilgili herkese sunuluyordu. Düzgün görünmek, doğru kıyafetler giymiş olmak, sahnede çalarken sigara içmemek, sakız çiğnememek ve birşeyler atıştırmamak gibi basit ve hemen uygulanabilir kurallar, hazırlanmış yazılı programların altında küçük notlar halinde tekrar tekrar hatırlatılıyordu. Ayrıca artık sahnede daha uygun ve saygıdeğer bir icra gerekmekteydi. Bunun için her seferinde hep en iyi parçaları seslendirmek gibi bir alışkanlık kazanmalarını sağlamaya çalışıyordu.

İlk işim bluejean ve deri ceketlerini çıkartmak oldu. Kısa bir süre sonra sahneye jeanlerle çıkmalarına kesinlikle izin vermiyordum. Bu ilk adımdan sonra sahneye süveter giydirerek çıkartmaya başladım. Yavaş yavaş tüm direnmelere karşın takım elbiselere geçtik. Takım elbiseyle ilk görünmeleri sanıyorum BBC 'deki ilk canlı yayınındaydı.”

Takım elbiseler sorun çıkarmıştı. Bob Wooller: ” (Beatles ilk olarak takım elbiselerle) diye reklam yapmıştık. Nihayet o gece geldi. İzleyiciler merakla bekliyorlardı. Perde açıldığında büyük bir alkış ve çığlığa Beatles’ın müziği karıştı. İçerisi çok sıcaktı ve sorun şimdi başlıyordu. Bizimkiler terledikçe elbiseler dikiş yerlerinden ayrılmaya başladı. Brian ateş püskürüyordu. Ter geçirmez elbiseler alınmamıştı ama bu da bir başlangıçtı. Çocuklar zamanla alıştılar ve itaat etmeyi de öğrendiler. Cavern’de çaldıkları zaman müthiş bir kalabalık olurdu. Biletini alıp içeri girmeye çalışan yüzlerce genç büyük bir kalabalık yaratırdı. Cavern’in nerede olduğunu sormaya ise hiç gerek yoktu. Çünkü sokağa girildiğinde kalın bir buhar bulutunun dışarı fışkırdığı kapı hemen kendini belli ederdi. Program bittiğinde sokağa dökülen gençlerin yüzünden bir tatmin duygusu okunurdu. Evet ilahlarını görmüş ve dinlemişlerdi.”

“I saw Her Standing There” Paul tarafından yazılmıştı ama John’un da küçük bir katkısı olmuştu. “Bu şarkıyı bir gece arabada giderken yazmıştım. Öyle fazla düşünmedim. Ertesi gün çalmaya başlayınca ikinci mısra John’a anlamsız geldi. Hem kafiyesi hem de anlamı birinci mısraya uyan bir yenisini düşünmeye başladık. Onyedi yaşındaydı ve hiç güzellik kraliçesi olmamıştı. Sonunda değiştirdik ama daha anlamsız bir hale geldi. Onyedi yaşındaydı. Ne dediğimi biliyor musun?”

Herşeye rağmen şarkı güzeldi ve bunu izleyecek birçoklarının tipik bir örneği idi.  1961 noelinde Cavern’deki olağan programlarının dışında civarda başka yerlerde de çalıyorlardı. Neil Aspinall bu konserlerin hiçbirini kaçırmadıklarını yanlız bir kez Paul’ün hastalanmasından dolayı geciktiklerini söylüyor.

1961 Aralık ayında "Mersey Beat" adlı müzik dergisi bir popülarite yarışması düzenlemişti. Düzinelerce kupon doldurup kendilerini ilk sırada yazmış ve oylama için yollamışlardı. Her grubun aynı şeyi yaptığını düşünürsek bir anlamda eşitlik sağlanmış oluyordu. Fakat rakipleri olan ‘Rory Storm’ ve ‘Gerry And The Pacemakers’ yapılan anketlerde çok gerilerde kalmıştı. 1962 Martında bu ünvanı afişlerde kullandılar. "MERSEY BEAT YARIŞMASI BİRİNCİSİ" veya" BÜYÜK AVRUPA TURNESİ ÖNCESİNDE POLYDOR ARTİSTLERİ !" Brian Epstein bir ingiliz plak şirketiyle anlaşabilmek için elinden geleni yapıyordu. Yeni yıldan hemen önce Decca plak şirketinin meneceri Mike Smith onları kendi şirketine bağlamak için Liverpool’a geldi. Cavern’den çok memnun ve hevesli ayrılmıştı. Londra'da Decca stüdyolarında bir deneme kaydı yapılması için elinden geleni yapacağını söylemişti. 1 Ocak 1962 tarihine randevu aldılar. Brian Londra'ya trenle gitmişti. The Beatles (John, Paul, George ve Pete Best) Neil Aspinall ile birlikte karayolu ile Londra'ya hareket ettiler. Çok zorlu bir yolculuk geçirdiler. Gece saat 10 sularında Londra'ya varmışlardı.

Ertesi sabah Decca Stüdyosuna ilk giden Brian olmuştu. Kısa bir beklemeden sonra  sıra Beatles'a geldi. Yanlarında getirdikleri kendilerine ait müzik aletlerini kullanmalarına izin verilmemiş, stüdyoda hazır olan ile çalmaları istenmişti. İlk parçayı hızlı bir ses tonu ile George seslendirdi. "The Sheik Of Araby". Paul ise oldukça sinirli ruh haliyle "Red Sails in the Sunset" ve "Like Dreamers Do" adlı şarkıları seslendirdi. Brian'ın önerisi ile kendilerine ait bir şey çalmadılar, alışılmış bir çizgide olan parçaları seslendirdiler. Stüdyonun yabancı havası çocukları son derece sinirli ve huzursuz yapmıştı. Saat öğleden sonra iki civarı kayıtlar tamamlanmıştı. Herkes memnun gözüküyordu. Mike Smith kayıtların müthiş olduğunu Pete Best'e söylemişti. Pete Best o anki duygularını :" Decca'ya kabul edileceğimizden emindik." diye dile getirmişti.

Liverpool'a döndüler. Haftalar geçmişti. Kulüp çalışmalarını sürdürüyorlardı. Mart ayında cevap olarak bir kontrat yerine Decca’nın müziklerini beğenmedikleri ve bir sözleşme yapmaya hazır olmadıkları haberi geldi.

 

 
 


(4)  Bu ilk resmi toplantı için Bob Wooller’ı  beraberlerinde götürmeye çocuklar karar vermişlerdi. Sadece, bu dünyada tek başlarına olmadıklarını göstermek istiyorlardı
 

 
 
 
     
Get Back

Bölüm Sonu

Sonraki bölüm

We’re on our way home